| küsmeyeyim mi şu feleğe?
Süre: 5:18 · Sazkâr Hanım
Açıklama
Bu gece fazla gevezelik etmek niyetinde değilim. Zira, Cinuçen Tanrıkorur 1998 yılında Ankara’daki bir müzik evinde verdiği röportajda, ‘’Türk milletinin kültürü yoksa da irfanı vardır; şuurunun zayıf olduğu yerlerde bile izanı vardır.’’ sözlerinin ne denli yerli yerinde olduğunu; Elazığ akıl hastanesinde 1965 yılında vefat eden Dâne adında Urfalı bir sözümona ‘’deli’’nin mektubunu okuduktan sonra bir kez daha hayretle müşahede ediyorum. Mektup; “Ben dünya Kürresi, Türkiye karyesi ve Urfa Köyünden, El-Aziz sakinlerinden; ismi önemsiz, cismi değersiz, çaresiz ve kimsesiz bir abdi acizin, ahir deminde misafiri Azrail’i beklerken, Başhekimlik üzerinden Hâkimler Hakiminin dergahı Uluhiyetine son arzuhalimdir: Ben gam deryasında, fakirlik vatanında, horluk ve rezillik kaftanında padişah yapılmışım. Meyvalardan dağdağana, çalgılardan ney-kemana kapılmışım… Benim yatağım akasya dikeninden, yorganım kirpi derisinden farksızdır. Kalbim Ayizman’ın (Hitlerin işkenceci Nazi Komutanı) fırını, ve sahranın çöl fırtınasıdır. Ruhum aşık-ı Hüda Mahbub peresttir, lakin aklım kaderin cilvesi ve talihin sillesiyle gurestir. Bana gelen derd-ü gamın kilosu beleştir. Nerde bir güzel varsa bana karşı keleştir, bütün yiğitlerde bana hep ters ve terestir. Aylar geçti, tek temizliğim, gözyaşıyla ve kara toprakla aldığım teyemmüm abdesttir. Yani, içtiğimiz kezzap suyu, mezemiz ise ateştir. Ol Resul-i zişan ve Sultanı dü-cihan: “Cenabı Allah’ın insanları dünya, dünyayı ise insanlar için yarattığını;…